ATATÜRK İLKELERİ

LAİKLİK

Atatürk ilkeleri arasında inkılapçılık, cumhuriyetçilik ve uygarlıkçılık ilkeleri ile sımsıkı ilişkili olan laiklik ilkesi, yaygın anlatımıyla din ile dünya, din ile devlet islerinin ayrılmasını öngören akılcı bir yöntemdir.

Laiklik, geniş anlamıyla çağdaşlaşmanın doğal bir sonucudur. Din, bireylerin dilediği inancı taşımasıdır. Nasıl bireyleri belli bir inanca zorlamak insan haklarına aykırı ise, devleti de belli bir inancın buyruğu altına sokmak çağdaş devlet anlayışına aykırıdır.

Devlet yönetiminin dinsel kural ve kurumlardan ayrılması, çağdaş Türk toplumunun yüzyıllardır beklediği bir devrim atilimidir. Yalnızca, basımevinin ülkeye girmesine engel olup uç yüz yıl geciktiren dinsel otoritenin, Türk ulusunun çağdışı kalışındaki olumsuz etkisi bile, din ile devlet islerinin ayrılması için yeter ve gerek bir koşuldur.

Laiklik ilkesi, kimi gerici çevrelerin yorumladıkları gibi, dinsizlik anlamında düşünülmemelidir. Tersine her yurttaşı din ve inancında özgür bırakan temiz ruhlu halkımızı, özellikle koylumuzu, kutsal din duygusunu sömürerek çıkar sağlayan güçlerin baskısından kurtaran laiklik ilkesi, toplumdaki mezhep farklılığından ileri gelen karşıtlık ve çatışmaları da önleyen en etkili ve olumlu bir yöntem oldu.

Laiklik, devlet yönetiminde bütün yasaların, kuralların ve yöntemlerin, bilimsel ve teknik bulgularla çağdaş uygarlığın sağladığı verilere ve dünya gereksinmelerine göre yapılması ve uygulanması ilkesidir.

CUMHURİYETÇİLİK

Atatürk inkılabında cumhuriyetçilik, ana ilke ve esas değerdir. Anayasalarımızda öteki Atatürk ilkelerinin yer alışında diziliş sırasında en bastadır. Öyle ki anayasamızda değiştirilmesi önerilemez maddelerin en basında gelir. Kısacası bu ilke anayasanın bağımsız ana maddesidir.

Cumhuriyetçilik ilkesi, böylece devletin biçimini belirleyerek devlet düzen ve yönetiminde kişisellik ve keyfiliğin egemen olmasını önleyen en sağlam güvencedir.

Ulusal Kurtuluş Savası, başlangıcından ölümüne değin Atatürk, halk yönetimini, devleti halkın yönetmesini, yönetimin halkın eline geçmesini, devletin bir halk devleti haline gelmesini savunmuştur. Bu bakımdan Cumhuriyetçilik ilkesi, halkçılık ilkesiyle birleşir ve "Egemenlik Ulusundur" özdeyişinde en özlü anlatımını bulur.

Egemenliğin ulus tarafından kullanılmaya başlandığı 23 Nisan 1920 gününden itibaren özgürlük ve bağımsızlık savaşlarını kazanan Türk ulusu, kendi yönetim biçimini belirlemiş, bu yönetim biçimi ayni zamanda ulus şeref ve onurunu kurtarmak için en güçlü araç olmuştur. Cumhuriyet yönetimi daha o günden seçmiş olan Türk ulusuna seslenen büyük önder su tümcelerle cumhuriyetin bağımsızlığın ayrılmaz parçası olduğunu vurgulamıştır: Buğun ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımlardan uyanmanın ve bu sevgili vatanin her kösesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu Türk gençliğinin korumasına bırakıyorum."

"Ey Türk Gençliği: Birinci ödevin Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza değin korumak ve savunmaktır."

Bu sözleri ruhuna ve varlığına perçinlemiş olan Türk ulusu, cumhuriyeti dünya durdukça korumaya and içmiştir. Cumhuriyetçilik, öteki Atatürk ilkeleriyle birlikte uğrunda olumu göze alma inancıdır. Çünkü, demokrasinin eşanlamlısı olan Cumhuriyet, ulus egemenliğini en iyi simgeleyen, en yüksek, dolayısıyla Türk ulusuna en layık ve onun yüce ruhuna en uygun bir devlet yönetimi biçimidir.

 

 

 

 

 

 

 

 
T.C. KONYA VALİLİĞİ © 2006
  WEB MASTER: HÜSEYİN KEÇECİ
.